
Hasta olmanın genellikle psikolojik bir nedeni olduğuna inanıyorum. Stres, üzüntü, yorgunluk ya da yapmak istemediğimiz, korktuğumuz bir durumla karşılaşınca bir kaplumbağanın korkup kabuğuna çekilmesi gibi biz de kendimize, evlerimize çekiliyoruz...
Ben de birkaç gündür kabuğuma çekilmiş yaşamaktayım. İçmediğim çay, almadığım vitamin kalmadi ama bana mısın demiyor... Üstelik düzenli olarak spor yapmaya başladığım son 6 aydan beri vücudumun ve bağışıklık sistemimin ne kadar güçlendiğiyle övünüp dururdum ve domuz gribi salgınının en şiddetli zamanlarinda bile makina gibi tıkır tıkır işmelesiyle pek gurur duyduğum vücudum en ufak bir hastalık belirtisi göstermemişti...
bu defa benim don kişotluğum yüzünden hasta oldum aslında. Pazar günü ders vermeye öğrencimin evine giderken havanında güzel olmasına aldanıp incecik giyinip çıkmışım. Dışarı çıkar çıkmaz farketsem de havanın ne kadar soğuk olduğunu, hızlı yürürüm üşümem gibi fazlaza özgüvenli bir teori geliştirerek kendi kendime hasta oluverdim...
AMA ben hastalığı pazar öğleden sonra evde dinlenir bir iki çay içer atlatırım diye düşünürken, çarşamba günü itibariyle hala yatak döşek yatmaktayım. ve tabi düşünmekteyim beni hangi psikolojik neden kabuğuma hapsediyor acaba diye...
Bir türlü elim varıp da bitiremediğim tezim mi? tezimi bitirince iş arama ve istediğim bir işe girememenin korkusu mu? çok yakında hayatımın bir döneminin bitip diğerinin başlayacak olmasından duyduğum heyecan, korku, endişe mi? ne istediğini hala bilememek veya çok şey istemekten dolayı artık karar verme zorunluluğunun yükü mü?kafamda dönüp dolaşan ve artık istesemde seslerini kesemediğim ben kimim, napıyorum, nereye doğru yol alıyorum soruları mı? yoksa hepsi mi? diye düşünürken...
sabah yine şiddetli bir baş ağrısı ve dolu bir burunla uyanmamın keyifsizliğini yaşarken; pencereyi açıp baharın artık basbas bağırdığını duydum... Ben geldim görmüyor musun dedi bana, yanımda da bir sepet dolusu umut getirdim, hadi kalksana!