Dienstag, 27. April 2010

hayat

hayat normal akışında devam ederken, ve küçük, minicik problemler aklımızı karıştırırken, birden birşey olur, zaman durur...
hiç beklenmedik bir anda, birden bire birini, çok sevdiğin, canının parçası birini hem de hiç beklemediğin bir anda kaybedebileceğini anlamak, bu ihtimalle burun buruna gelmek, herşeyi sıfırlıyor... bambaşka meselelerle uğraşırken sadece yaşıyor olmak, nefes alabiliyor olmak ve sağlıklı olmak klişelerin de ötesinde ve gerçekten hayatın özüymüş meğerse ve bunu gerçekten yaşayıp anlamakla hak vermek arasında dağlar kadar fark varmış...

Freitag, 23. April 2010

poff diye ortadan kaybolabilsek keske bazen... ne cok insan isterdi eminim boyle birsey...
yasam hep bir kendinle mücadele cunku, bazen cok zorluyor oyle ki alice gibi delikten asagi dusmek dusmek dusmek ve yasadigimiz dunyadan farkli bir yerde olmak en guzel rüya gibi, yada gozlerimizi kapatabilsek ve actigimizda bir günlüğüne, bir saatliğine baska bir insanin yerini almıs olsal. etrafımızdaki gibi birileri değilde baska yasamlardan, baska algılardan birileri...
hersey zaten soylenmis, her duygu zaten yasanmıs ve biz / ben tekrardan baska bırsey deilmisiz gibi... oyle de değil gibi... güneş de doğar belki, üzüntülerinde bir sebebi vardır kimbilir...