Sonntag, 2. Mai 2010

yeni bir deneyim

Yurtdışında yaşamanın en güzel, en sevdiğim yanı, farklı kültürleri tanımak, farklı yaşam biçimlerini görmek ve en çok kültürel, toplumsal olarak kanıksadığımız, bu yüzden sorgulamasini bile yapmadığımız yada başka türlüsünün olacağını düşünmediğimiz bir takım davranış biçimlerinin aslında başka yerlerde, başka insanlar tarafından çok daha farklı yaşandığını görmek.
Bu tarz durumlarla karşılaştığımda, ilk tepkim genel olarak şaşırmak ve biraz da eleştirmek olurdu eskiden. Şimdi daha ziyade sorgulamak ve neden olmasın diye düşünme aldı yerini.
Bu tarz deneyimlerden birtanesini bugun yaşadım. Arkadaşlarımla ziyaretine gittiğimiz Polonyali bir arkadasımın 1 yaşindaki çocuğuyla olan ilişkisini görünce hem şaşırdım hem de düşündüm.
Daha bir hafta önce ilk adımlarını atan bebeği balkonda tek başına yerden kalkma mücadelesi verirken ve her kalkışında popo üstü düşerken; annesi yerden düşen çocuğunu kucaklamadı, gözlerinin içine bakıp ilk düşüşünde bebeğinin yardim et diye ağlamasını da beklemedi. Bebek kendi başına kalktı. Her an kucağında bebeğiyle olmadı, yere düşen yemeği tereddütsüz bebeğine geri verdi. Bir gözü her an bebeğinde değildi...
bunun gibi pek çok davranış gözledim bugün. bunlar iyi mi kötü mü bilemiyorum. insan anne olunca aşırı ilgilenme duygusunu bastirabilir mi ya da mantıklı davranmak adına taktik uygulayabilir mi, onu da bilmiyorum.
çoçuğun ileride duygusal doygunluğu açısından sağlıklı mı, kuvvetli aile bağlarına sahip olmasını engeller mi onu da...
bildiğim tek şey var; bu tarz yetiştirilen çocuklar, büyürken ve büyüdüleri zaman hayatın zorluklarına karşı daha dirençli ve mücadeleci oluyorlar. başları sıkıştığında, bir sorunla karşılaştıklarında, hemen yardim arayışna girmek yerine, önce kendi başlarına halletmeye çalışıyorlar. zorluklara ve engellere karşı daha dirençli, daha savaşçı oluyorlar, yoksa değil mi?

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen